|
Aşağıdaki bilgiler, seyyid Abdülhakîm bin Mustafâ efendi “rahmetullahi aleyh” in (Sefer-i âhıret) risâlesinden alınmışdır. Bu risâle basılmamışdır:
Ziyâretciler, hasta yanında çok oturmamalıdır. Sevdiği insanlar olsa da, çabuk kalkmalıdır. Hasta teklîf ederse, biraz dahâ oturup, kalkmağa
teşebbüs etmeli, tekrâr teklîf etmezse gitmelidir. Ağır hastanın yanına
kimseyi sokmamak doğru değildir. Hasta istemese de, sâlih insanlar, gidip, bir İhlâs okuyacak kadar oturmalıdır. Doktor, kimse görüşmesin,konuşmasın
dedi diyerek, hastayı mahrûm etmemelidir. Yanına sulehâ girip, Yasîn-i
artdıracak, merâklı sözler söylememeli, gazetelerden, hikâyelerden, mâl,
sâlihlerin “ rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” hikâyeleri ve sözleri konuşulmalı, bunlara sevgisi artdırılmalıdır. Evliyâ-yı kirâmın “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” söylenmesi, rahmete sebeb olur. Ölüm alâmetleri
görülünce, yanında, çocuk, cünüb, özrlü kadın bulundurulmamalıdır.
Odada ve hattâ evde resm bulunmamasına çok dikkat etmelidir. Yanında,
âlim, sâlih bir kaç kimse bulunup, zorlamamak üzere, Kelime-i tevhîd söylemesi te’mîn edilmelidir. Söylemesi için sıkışdırmamalıdır.
Yanındakiler söyleyip ona duyurmalı, usandırmamalıdır. Bir kerre
söyler ise, bir dahâ söyletmemeli, başka şey söyler ise, Kelime-i tevhîdi
bir dahâ söylemesi hâtırlatılmalıdır. Ya’nî, son sözü, Kelime-i tevhîd olmalıdır. Zorlamadan, bir kerre, ( Lâ ilâhe illallah) demek, yanındakilere sünnetdir. Kelime-i tevhîdi hâtırlatanların, hastanın düşmanı, vârisi
olmaması uygundur. Kimse yok ise, vâris hâtırlatır.
Seadet-i Ebediyye
|