|
Aşk sevdiğinde kaybolmak, sevdiğinden başkasını görmemek, ondan başkasını düşünmemektir. Aşk, aşığı öyle bir hale getirir ki, Aşık ta aşktan başka bir şey bırakmaz.
Gerçek aşk Allaha olan aşktır ve içinde Allahü telanın olduğu her şeye olan aşktır. Birçok kişi vardır ki kendini Alim ve Allahü tealaya aşık sanır. İşte böyle birine Mecnun’ un verdiği çok güzel bir cevap vardır.
Mecnun bildiğiniz üzere Leyla ya âşıktır ve ondan başkasını gözü görmez. Aşkından çöllere vurmuştur kendini. Yüreğinden aşka ırmaklar akar kızgın çöl kumlarında ve yine aşkıyla ferahlar Mecnun. Böyle çölün bir ucundan bir ucuna dolaşırken namaz kılan bir dervişin önünden geçer, aşkının vermiş olduğu şaşkınlıkla. Derviş namazını bitirir ve başlar Mecnun u azarlamaya. Kızmıştır derviş, namaz kılanın önünden geçilir mi? diye.
Mecnun üzülmüştür ve özür dilemiştir dervişten ama bir söz söylemiştir ki dervişe, bu söz karşısında derviş Mecnundan aslında çok büyük dersler almıştır. Mecnun dervişe olması gereken aşkı tarif etmiştir bu sözlerde;
“Kusura bakma derviş baba, ben Leyla'nın aşkından seni göremedim. Ya sen, huzurunda bulunduğun Mevla'nın aşkından beni nasıl gördün?”
|
|
|