|
İnanmak varya, inanç, inanmak, insanları hangi noktaya getiriyor…
Bir müesseseyi başarılı kılan faktör üçdür: Biri gaye birliği, ikincisi inanç birliği, üçüncüsü hedef! Büyük hedef! İşte bu hedefe doğru koşmak müessesemizi bu noktaya getirmişdir. Bizim en büyük özelliğimiz dar yollarda, dar sahalarda, dar patikalarda sonsuza giden bir yolda yarış yapmak. Çünkü yer, çok geniş. Fekat insanlar, bir küçük oda içerisinde, dar bir yolda, burun buruna, kafa kafaya çarpışıyorlar. Hiçde mutlu olamıyorlar. Ama şöyle yüzlerini bir âhırete dönseler, âhırete, sonsuza dönseler, uzayda mı gidiyorlar? Havada mı gidiyorlar? Ne rahat edecekler! Hiç çarpışmayacaklar. Fekât, onlar illa ‘‘hayat bu dünyadan ibâretdir. Ondan sonra hayat yokdur.’’ Deyip, inandıkları için ölmemek uğruna hep ölüyorlar. Çünki, onların en büyük gayesi ölmemekdir. Öldükden sonra inanmıyan bir adamın başka ne gayesi olabilir. İnanç ölmemek, gayesi olabilir. Halbuki, ölüm mukadder onu kimse değişdiremez. O, bir an ne geri gider ne geri gelir.Mutlak ölüm olacakdır. Ölüm mukadder, kimse değişdiremez, herkes ölecekdir. Allahü teâlâ buyuruyor ki, Kur’ân-ı kerîmde herkes ölecek deniyor…Herkes ölüm acısını tadacak. İnananlar bal şerbet gibi anlayacaklar nasıl öldüklerini. Şevkle, se’âdetle gidecekler. İnanmıyanlar içinse Hazreti Peygamber buyuruyor ki, sanki, içine çalı doldurulmuş, sapıda ağzında bunun çekildiğini düşünün, her tarafını parçalıyor can ve ruh inanmıyanlar için. Peki müslimânların nasıl çıkacak, tereyağından kıl çeker gibi. Hatta ölecek de, ben ne zemân öleceğim diyecekmiş. Diyecekler ki, sen öldün, haydi geçmiş olsun! Onun için korkunun ecele fâidesi yok. Ölümden korkmamak lâzım.Bir hadîs-i şerîfde buyuruluyor ki, ‘‘Ölüm sevgiliyi, sevgiliye kavuşduran bir köprü gibidir.’’ Dünyada Allah sevgisi, sevgilerin en yücesidir. Bu sevgi varsa, bütün sevgiler mubâh, eğer bu sevgi yoksa hepsi hayâl. Hayâle taş atmak, hayâlle uğraşmak, ancak hayâlperestlerin işi olur. Gerçek insanın işi değil. Gerçek insan, oturduğu yerde sağlam oturan, konuşduğu zemân rahat konuşan, dert dinlerken rahat dinleyen adamdır…
|