Televizyon ve Kitap Okuma PDF Yazdır E-posta
Geçtiğimiz hafta uluslar arası bir kampanya olan “turn off TV/turn on life” “televizyonu kapat yaşamı aç” kampanyası ülkemizde de yürütülmektedir. Kampanyayı yürüten tüketiciler birliği, bir hafta boyunca televizyon programlarına alternatif programlar gerçekleştireceklerini ve televizyonsuz bir yaşamın mümkün olabildiğini göstereceklerini ifade ediyorlar. Bizde bu haftaki konumuzda televizyon izleme ve kitap okuma hakkında size biraz bilgi velim istedik.
 
Yapılan son araştırmalara göre Türkiye’de ortalama televizyon izleme süresi 5 saat. Bu cümlenin akabinde hemen herkesin kendisini kontrol ettiğini ve “iyi iyi ben bu kadar seyretmiyorum” dediğini hisseder gibiyim. Evet, siz seyretmeseniz de, anneniz, babanız, kardeşiniz, oğlunuz, kızınız sizin seyretmediğiniz zamanları dolduruyor ve bu ortalamaya ulaşılıyor. Buna göre ortalama 75 yıllık bir ömürde yaklaşık 15 yıllık bir süre uyumadan yemeden içmeden televizyon karşısında geçiriliyor demektir. İnanılmaz bir süre. Peki ne seyrediliyor?. Bu kadar süre televizyon seyreden bir kişi acaba bir şeyler öğreniyor mu ?. Bugünlerde herkesin dilinde olan ve insanları televizyona kilitlediği söylenen “var mısın yok musun?” adlı bir program varmış. Sordum bu nasıl bir program diye. Bir yarışma programı imiş. İçerisinde rakamlar olan kutulardan birisini seçiyormuş yarışmacı ve ne rakam yazıyorsa onu kazanıyormuş. Peki, bu yarışmacı bir şeyler kazanıyor siz seyredenler ne kazanıyorsunuz diye sordum. Kocaman bir hiç. Cemil Meriç’in söylediklerini hatırladım : “Televizyon, aylak, şuuru iğdiş edilmiş, hiçbir zaman okumak ve düşünmek alışkanlığı kazanmamış sokaktaki adam için keşif edilmiş bir nevi afyondur. Bu korkunç tiryakilik, kurbanını batılılaştırmaz, batırır. Arada bir kabak çekirdeği nevinden bilgi kırıntıları, bu fikir temelinin aldatıcı tesellisidir”.  Anlaşılan Cemil Meriç’in bu sözlerinden bugüne fikir kırıntıları bile kalmamış.
  
Günde ortalama 5 saat televizyon seyreden türk insanının kitaplara karşı teveccühü ne durumda acaba? İsterseniz biraz da onu inceleyelim.
 
Almanya’da kişi başına kitap okuma süresi  ortalama olarak 24 dakika. Yani Almanlar günde 24 dakika kitap okuyorlar. Bizde bu süre ne kadardır. Önce bir tahmin edin bakalım. 10 dakika mı, 5 dakika mı? Yoksa 1 dakika mı?. Yok canım isterseniz dakika olarak değil de saniye olarak düşünün. Yapılan araştırmalara göre Türk insanı günde ortalama 16 saniye kitap okuyormuş. Evet tamı tamına 16 saniye. İçinizden bir den 16 ya kadar sayın işte o kadar süre kitap okuyoruz ortalama olarak. Hadi yapılan araştırmalar hatalı diyelim biz bu süreyi 3 ile çarpalım. Yine de bir dakikaya ulaşamadık. Ne hazin bir durum. Halbuki okuduğum bir kaynakta Fatih Sultan Mehmet Han’ın günde 8 saat kitap okuduğunu yazıyordu.
 
İsviçre’de bir yılda bir kişi 10 kitap okuyor, Fransa’da 7, Japonya’da 25 kitap.  Yine bir tahminde bulunun Türkiye’de ne kadar. üç? beş? Yok yok bilemediniz. Altı kişi bir araya geliyor yılda bir kitabı ancak okuyor.
 
Japonya’da “ayakta kitap okuma alışkanlığı” için “taşiyomi” kelimesi kullanılmaktadır. Böyle bir kelime Japonya’da sözlüğe geçtiği halde, bizim ülkemizde bırakın ayakta kitap okumayı, evlerdeki kitapların bile yüzüne bakılmamakta ve kitaplar genellikle vitrinleri süsleyen bir aksesuar olarak kullanılmaktadır.
 
Bir düşünür “Kitap okumayanın okuma yazma bilmeyene karşı bir üstünlüğü yoktur.” diyor. Öyle ya okuma yazma bilmiyor kitap okumuyor, okuma yazma biliyor kitap okumuyor. Netice aynı. Niye üstün olsun ki. Hâlbuki günümüzde okuma yazma bilmeyeni herkes ne kadar hor ve hakir görüyor.
 
Bir konferansta dinlemiştim. Konferansı veren abimiz sahil kenarında bir arkadaşının oteline gittiğini işlerinin nasıl olduğunu, daha çok yerli mi yoksa yabancı turistin mi geldiğini sorduğunda otel sahibi çok ilginç bir cevap veriyor :
 
“Pencereden bak, sahilde kitap okuyanlar yabancı, sırt üstü yatanlar bizimkiler.”
 
Eğer zeka seviyesi normal düzeyde herhangi bir kimse 5 saat televizyon seyretmek yerine, günde iki saat herhangi bir konuda araştırma yapıp kitap okusa, bir yıl sonra o konu hakkında konferanslar verecek derecede bilgi sahibi olabilir.
 
İmam-ı Gazali hazretleri hicri olarak 55 yıl yaşamıştır. Bu ömür müddetince 1000 kadar eser yazmıştır. İmam-ı Gazali hazretlerinin vefatından sonra İslam dünyasının maruz kaldığı Moğol felaketi esnasında yakıp yıkılan binlerce kütüphane içinde Gazali hazretlerinin sayısız eseri de yok edilmiştir. Bu sebepten bugüne kadar eserlerinin tam bir listesi ve tasnifi yapılamamış, ilim dünyası bu husustaki eksikliğini tamamlayamamıştır. Eserlerinin sayısının 1000’e ulaştığı, Mevduât-ul-Ulum kitabında bildirilmektedir. Bunlardan 400’ünün isimleri Şeyh Ebu İshak Şirâzi’nin Hazâin kitabında yazılıdır.

Eserleri üstünde Avrupalılar geniş ve uzun süren incelemeler yapmışlardır. Bunlardan P. Bouyges adlı müsteşrik Essaie de Chronologie des Oeuvres de al-Ghazâli adlı eserinde İmam-ı Gazali’nin 404 kitabının ismini vermiştir. Meşhur müsteşrik Brockelmann da Geschichte Der Arabischen Litteratur adlı eserinde, eserlerinden 75 tanesinin listesini vermiştir. 1959’da dört Alman ordinaryüs profesörü, imam-ı Gazali hazretlerinin kitaplarını okuyarak, İslam dinine aşık olmuşlar ve hazret-i İmam’ın kitaplarını Almancaya çevirerek sonunda Müslüman olmuşlardır. Yazdığı kitapların sayfa sayısı ömrüne bölününce, bir güne on sekiz sayfa düşmektedir.
 
Bir kimse doğar doğmaz okuma yazma bilse ve her gün 18 sayfa okusa 55 yılda ancak İmam-ı Gazali hazretlerinin yazdıklarını ancak bitirebilir.
 
İslam âlimleri bize okumamız için yüzlerce ve hatta binlerce eser bırakmışlar. İmam-ı Gazali hazretleri bunlardan sadece bir tanesini. Bazı İslam âlimleri de bu kısa hayat içerisinde okumamız için bize lazım olan bilgileri İslam âlimlerinin kitaplarından arayıp bulmuşlar ve bize nakil etmişler. Tüm bunlara rağmen 5 saat televizyon izleme süresi, 16 saniye kitap okuma süresi.
 
Eğer televizyon seyretmek insanı bilgi sahibi yapsa idi, şu anda en bilgili insan topluluğunun Türkiye’de olması gerekirdi.
 
Şu akla gelebilir. Japonya’da da, Fransa’da da Almanya’da da televizyon yok mu? Onlar niye kitap okuyorlar da biz okumuyoruz. Onlar televizyonla kitap okuma alışkanlığını kazandıktan sonra tanıştılar. Bizde ise bu alışkanlık olmadan hayatımıza televizyon girdi. Niye alışkanlık sağlanamadı. Onun cevabı da yakın tarihin incelenmesi ile ancak öğrenilebilir.
 
Kitap okumak kadar okunacak kitabı doğru seçmenin ne kadar önemli olduğunu ise bu gruba üye arkadaşlarımıza hatırlatılmayacak kadar abes görüyoruz.
 
 
< Önceki   Sonraki >

Üye Girişi

RocketTheme Joomla Templates