İslam İlimleri I... PDF Yazdır E-posta
İlimsiz bir şey olmaz, ilim her şeye baştır.
Karanlık yollarda o, en aziz arkadaştır.
İlim, uçsuz bucaksız bir ummanı andırır.
İlimden başka her şey insanı usandırır.

(M. Sıddîk bin Saîd rahmetullahi aleyh)

İlm-i Ahlâk:
İyi huylar edinme ve kötü huylardan sakınma yollarını öğreten ilim.
İlm-i Âlet:

Ulûm-i âliyye denilen sekiz yüksek din bilgisini öğrenebilmek için lâzım olan yardımcı ilimlerdir. Bunlara ulûm-i ibtidâiyye, ba şlangıç ilimleri de denir. Ulûm-i âliyye şunlardır:Tefsîr, usûl-i kelâm, kelâm, usûl-i hadîs, ilm-i hadîs, usûl-i fıkh, fıkh, ilm-i tasavvuf. Böylece din bilgileri yirmi olmaktadır.

İlm-i Bâtın:

Kalb ilmi, mânâ ilmi, tasavvuf ilmi.İlm-i bâtın evliyânın yükseklerinin ilmidir. Bu ilim, kötü huylardan arınıld ığında kalbe doğan bir nurdan ibârettir. Bu sâyede çok şeyler görülür, derin ve ince mânâlara vâkıf olunur. Geniş ufuklar açılır. (İmâm-ı Gazâlî rahmetullahi aleyh)

İlm-i Bedî':

Lafz (söz) ve mânâ ile ilgili bâzı san'atlar yaparak sözün süslenmesini öğreten ilim.

İlm-i Belâgât:
Düzgün ve yerinde söz söyleme yolunu öğreten ilim.
İlm-i Beyân:
Belâgât ilminin hakîkat, mecaz, kinâye, teşbîh (benzetme) ve istiâre gibi konularından bahseden ilim.
İlm-i Ezelî:

Allahü teâlânın başlangıcı olmayan ilmi. Allahü teâlânın kazâsı, taktîri ve levh-i mahfûza yazması ilm-i ezelîsine uygundur. Her şeyi ilerde ne zamanda ve nasıl olacak ise veya olmıyacak ise, ezelde (başlangıcı olmayan öncelerde) öylece bilmiştir. Bu şeyler zamanı gelince ilm-i ezelisine uygun olarak meydana gelmektedir. (Muhammed Akkermânî rahmetullahi aleyh)

İlm-i Ferâiz:

Vefât eden kimsenin b ıraktığı malın kimlere verileceğini ve nasıl taksim edileceğini öğreten ilim

İlm-i Fıkıh:
Dînimizin emir ve yasaklarını bildiren ilim.
İlm-i Hadîs:

Peygamber efendimizin mübârek sözlerini, işlerini ve görüp de mâni olmadığı şeylerden bahseden ilim.

İlm-i Hey'et:
Astronomi ilmi.
İlm-i Hudûrî (İlm-i Huzûrî):
Bir şeyi, zihinde onun sûreti (görüntüsü) meydana gelmeksizin bilmek.
Bir kimsenin kendi dışında bulunan bir şeyi bilmesi için o şeyin sûretinin, şeklinin görüntüsünün zihinde meydana gelmesi lâzımdır. Fakat ilm-i huzûrîde durum böyle değildir.
İnsan kendisini ilm-i hudûrî ile bilir. Çünkü kendisi zâten zihninde vardır. (İmâm-ı Rabbânî rahmetullahi aleyh)
İlm-i Husûlî:

Bir ş eyi onun sûreti, görüntüsü zihinde bulunduğu müddetçe bilmek. O şeyin zihindeki sûreti yok olunca, o şey unutulur. Bundan dolayı ilm-i husûlî devamlı değildir.

İlm-i İlâhî:
Allahü teâlânın ezelî ilmi.
İlm-i Kelâm:

Kelime-i şehâdeti ve buna bağlı olan îmânın altı temel bilgisini öğreten ilim.

İlm-i kelâm, inanılacak bilgileri, Ehl-i sünnet îtikâdına göre geniş olarak ve delilleriyle anlattığı gibi, îtikâdı bozuk olanlara karşı Ehl-i sünnet îtikâdını da müdâfaa eder. (İmâm-ı Gazâlî rahmetullahi aleyh)
İlm-i Kesbî:
Çalışarak elde edilen ilim.
İlm-i Kırâat:
Kur'ân-ı kerîmin kelimelerinin doğru olarak okunuşundan bâzı kelimelerin ise, farklı okunmasından bahseden ilim.

İlm-i kırâat, Allahü teâlânın kelâmın ı bozulmak ve değişmekten korur. (Taşköprüzâde Ahmed Efendi rahmetullahi aleyh)

İlm-i Ledünn:
Allahü teâlânın ihsânı olup, çalışmadan kavuşulan ilim.

İlm-i Ledünn verilmesinde Hızır aleyhisselâmın rûhâniyeti vâsıta olmaktad ır. (Muhammed Pârisâ rahmetullahi aleyh)

 
< Önceki   Sonraki >

Üye Girişi

RocketTheme Joomla Templates