|
Gözleri hiç görmeyen bir adam vardı. Bu adam hiç terk etmediği maymunuyla birlikte dolaşır,
acıktığında ise üstünde canının istediği meyveler olan bir ağacın altına gider, karnını doyururdu.
İnsanlar şaşardı bu kör adama. Hadi gölgesinin serinliğinden veya yapraklarının sesinden
bulabiliyordu ağaçları da hangi ağacın altında durduğunu nereden bilebiliyordu?...
Sordular da bunu bir gün. Dedi ki:
"Maymunum söylüyor!..." Başına toplananlardan biri;
"Bize yalan söyleme diye bağırdı..."Bir maymun, bir ağacın ne ağacı olduğunu söyleyemez!...
"Evet doğru söylüyor, diye konuştu körün meyve dolu çantasını karıştıran bir başkası...
Maymunun konuşamayacağı gibi, sen de ağaca çıkıp bu meyveleri toplayamazsın..."
"Sakin olun.." dedi gözleri ışıkla tanışmamış olan adam.
"Evet, biz sakin olalım, ama sende bize söyle, başka bir sırrın olmalı!..."
"Bütün kilitleri açan bir anahtar, bütün problemleri çözen bir formül mutlaka vardır" diye konuştu kör adam...
"Ama görmek lazımdır... Göremediğin şey çoğu zaman, hemen önünde durmaktadır...
Aradığın önünde dursa bile, kalbinle bakman lazımdır ki görebilesin herkesin görmediğini.."
"Bu laflar iyi de, sen bize şu torbandaki meyvelerin formülünü söyle bakalım... Çünkü bizim merak ettiğimiz budur."
"Bunun cevabı çok basit... Maymunu kızdırıyorum!..
Bir ağaca rastladığım zaman yaklaşıyorum, ipini çözüyor ve maymunumu ağacın üzerine koyuyorum...
Sesleri iyi duyarım ben. Maymunum da ağacın neresinde olduğunu anlıyor ve ona doğru küçük taşlar ve toprak parçaları atıyorum;
Onu rahatsız edişime kızıp, yemek için topladığı meyveleri bana fırlatmaya başlatıncaya kadar!...
Kör adam kafasına yaban kestanesi gelirse vazgeçiyor, ama lezzetli elmalar, sulu ahlatlar yağarsa üstüne, maymunu daha fazla tahrik ediyor ve heybesini iyice dolduruyormuş.
"Her kabın, içinde içerisinde ne varsa dışına onu sızdırır ve aynı bu maymun gibi kişi hangi ağacın üzerinde olduğunu belli eder.
Bu yüzden hangi ağacın üzerinde bulunduğumuza [ya da kiminle birlikte olduğumuza] çok dikkat etmeliyiz.
|