Çeşitli Nükteler PDF Yazdır E-posta

Hangisi daha mükemmel?

 

Kanuni Sultan Süleyman şehzadelerini sünnet ettirdiği sırada oldukça görkemli bir tören yaptırır. Ondan daha öncede vezir Makbul İbrahim Paşada muhteşem bir düğün yaptırmıştı. Bu düğüne Kanuni Sultan Süleyman'ı davet etmişti. Kanuni Sultan Süleyman bir vesileyle İbrahim Paşa'ya

— Senin düğünle, benim düğünü nasıl buluyorsun? Hangisi daha mükemmel? Diye sorar. İbrahim Paşa;

— Benim düğünüm, der. Padişah şaşkın bir şekilde sebebini sorar. Paşa der ki:

—Efendim, benim düğünümü zamanın koca bir padişahı şereflendirdi.

 

BİN YIL YAŞASAK YİNE CİHAN BU

 

Sultan Reşad mesanesindeki bir rahatsızlıktan dolayı ameliyat olacaktı. Güçlükle yürüyerek geldiği ameliyat masasının önünde herkesle helalleştikten sonra ellerini açtı, yüzünü Kıble'ye döndürdü ve oradakilerin yüreğini parçalayacak şu ibretli duayı mırıldandı:

-Ya Rabbi! Milletimin ve memleketimin bütün mukadderatını hayırlara tahvil eyle. Eğer memleketim ve milletim için muzır olacaksam beni bu ameliyat masasından kaldırma.

Ameliyat başarıyla sonuçlandı ve kendisine geçmiş olsun ziyaretleri yapılmaya başlandı. Bir ara yaverlerden birisi;
-Hünkârım, demişti, maşallah büsbütün atlattınız Artık yüz seneden ziyade muammer olursunuz inşallah.

Sultan Reşad önce gülümsedi, sonra yaverine şunlar söyledi:
- Ne kadar yaşayacağımızı Cenab-ı Allah bilir. Mukadder ne ise ömrümüz o kadar olacaktır. Yalnız şunu deriz ki:


                        Bin yıl yaşasak yine cihan bu 
                        Gerdiş bu, zemin bu, asuman bu


gerdiş: feleğin dönüşü-asuman: Gökyüzü, sema

 

SENİN DE BORCUN VAR MI?

 

Sultan III. Mustafa devrinin en ünlü devlet adamı, veziriazam Koca Ragıp Paşa'dır. Paşa aynı zamanda hikmetli söyleyişleriyle tanınan ünlü bir şairdir de. Yine o asrın şairlerinden olan Haşmet, bir rivayete göre henüz genç iken Paşa'nın konağında perveriş bulmuş, onun yanında yetişerek büyük bir söz ustası olmuşmuş.
Eskiden ramazan ayı geldiğinde büyük konaklarda sahura kadar süren sohbetler olur, özellikle de şairlerin katıldığı bu meclislerin zevkine doyum olmazmış. Yine bir ramazan gecesinde Ragıp Paşa'nın konağında sohbet koyulaşmış ve söz dönüp dolaşıp oruç bahsine gelmiş. O sırada Paşa, Haşmet'e takılmak üzere sormuş:
-Haşmet, söyle bakalım senin de borcun var mı?
Hazır cevaplığı ve nüktedanlığıyla ünlü olan Haşmet duraksamadan cevap vermiş:
-Hem de pek çok Efendi hazretleri.
—Ne kadar?
—Mahalle bezirgânına bin akçe, kasaba sekiz yüz akçe, tahıl hâcesine beş yüz...
Ragıp Paşa sözünü keserek,
-Be adam ben onu sormuyorum, oruç borcun var mı onu soruyorum, der demez Haşmet hazırcevaplığını göstermiş:

—Paşam, oruç borcunu Allah sorar. Cömertliğinizi vehmedip sizin soracağınız olsa olsa kul borcudur sandım.

 
 
< Önceki   Sonraki >

Üye Girişi

Muhabbet Köprüsü