|
Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve selem) buyurdu ki:
İnsanın dini arkadaşının dini gibidir.
Bunun için îmânını güçlendirmek istiyen, îmânı güçlü olanlarla beraber olmalı, onlarla arkadaş olmalı, onunla beraber olanın îmânı kuvvetlenir. Çok ibâdet yapmak isteyen, kim en güzel ibâdet yapıyor, kim en güzel ihlâsla çalışıyor onunla beraber olmalıdır.
İnsan ne olmak istiyorsa, nasıl olmak istiyorsa böyle insanlarla beraber olmalıdır. Yâni iyi olmak istiyorsan iyilerle beraber, kötü olmak istiyorsan kötülerle beraber olacaksın.
İmâm-ı Rabbani hazretleri mektubâtında buyuruyor ki, maksadınız, mabudunuzdur.
Yâni insanın maksadı, gayesi, hedefi neyse taptığı odur. Mabudu odur, tanrısı odur. Eğer sadece para için koşuyorsa, para için yarışıyorsa, para için yaşıyorsa, bunun tanrısı paradır, o ona tapıyor. Eğer bir araba elde etmek için yaşıyorsa, bütün ömrü ve hayali bir araba almaksa, onun tanrısı arabadır, arabaya tapıyordur. Allahı unutmuş. Eğer gayesi, maksadı Cenâb-ı Hak ise, onun mabudu Allahtır. Böyle kimsenin herşeyi âhıretlik olur, evi âhıretlik olur, arabası âhıretlik olur, parası âhıretlik olur, neden? Gayesi Allah rızasıdır. Çünkü insanın mabudu, maksududur, insanın maksadı gayesi, mabududur.
Bütün mesele, niçin yaşadığımızı, niçin bu işi yaptığımızı, niçin alış veriş yaptığımızı iyi tahlil etmek lâzım, iyi anlamak lâzım, mabudu iyi seçmek lâzım.
Gülistan'da bir hikâye var. "Hiç kimse Ahmet için çalışıp da Mehmet'ten para beklemesin." diyor. Nerde kimin için çalışıyorsan git ücretini oradan al derler. Allah için çalışana ücretini Allah verecek.
Dünya için çalışana, çalıştığı kadar verilecek. Ahıret için çalışana dünyada helâlinden bol bol verilecek, âhırette sonsuz Cennet ni'metlerine kavuşacak. İşte bütün mesele kısa aklımızla, kısa ömrümüzle bu hedefi iyi tayin edip ona uygun yaşamak, ona uygun çalışmak, ona uygun iş yapmaktır.
|