|
İnsan, ne yaparsa yapsın, ne kadar ömür sürerse sürsün ve nasıl yaşarsa yaşasın neticede ölümü tadacak ve yaptıklarından hesap verecektir. Enbiya suresinin kırk yedinci âyetinde mealen; (Kıyamet günü terazi kuracağım. O gün, kimseye zulüm edilmeyecektir. Herkesin, dünyada yapmış olduğu zerre kadar iyilik ve kötülüklerini meydana çıkarıp, teraziye koyacağım. Herkesin hesabını yapmaya yetişirim) buyuruldu.
İmam-ı Evzai hazretleri buyurdu ki:
"Kul, dünyadaki her anından kıyamette hesap ve sorguya çekilecek. Hem de gün gün, saat saat. Bu durumda, Allahü teâlâyı anmadığı bir an karşısına çıkınca, pişman olur ve kendini parçalamak ister. Bizim, hayatlarına yetiştiğimiz insanlar şöyleydi: Gece uykusundan en erken uyanırlar, sabah namazını vaktinde kılarlar, sonra bir müddet ahiret işlerini, akıbetlerinin ne olacağını düşünürlerdi. Bundan sonra kendilerini fıkıh öğrenmeye ve Kur'an-ı kerim okumaya verirlerdi."
Din büyükleri, bu dünyanın bir pazar yeri gibi olduğunu ve burada, nefs ile alış-verişte olduklarını anlamışlardır. Bu ticaretin kazancı Cennettir. Ziyanı da Cehennemdir. Yani kârı, ebedi saadet, ziyanı da, sonsuz felakettir. Din büyükleri, nefslerini, ticaretteki ortak yerine koymuşlar, sözleşme yapmışlar ve bu sözleşmeye uyulmadığı zaman da, nefslerini hesaba çekip ceza vermişlerdir. Muhyiddin-i Arabi hazretleri; “Peygamber efendimizin, (Hesaba çekilmeden evvel, hesabınızı görünüz) emirleri ile, bazı meşayıh, her gün ve her gece yaptıkları işlerden kendilerini hesaba çekiyor” buyurmuştur.
Yahya bin Muaz-ı Razi hazretleri buyuruyor ki:
“Kıyamet günü fakirlik ve zenginlik tartılmayacak, fakirliğe ne ölçüde sabredilmiş ve zenginliğe ne ölçüde şükredilmiş ise, o hesap edilecek. Mesele çok fakir veya çok zengin olmak değil, çok sabretmek veya çok şükretmektir.”
Bir hadis-i kudside Allahü teâlâ şöyle buyuruyor:
(Ey kullarım, bedenleriniz zayıf, yol uzak, yük ağır, Sırat incedir. Geminizi yenileyin! Azığınızı bol alın! Yükünüzü azaltın! Halis para alın, gittiğiniz yerdeki sarraf, kalp para almaz.)
|