Bileğinizi Karyolanın Demirine Öylece Bağlayıverirsiniz... PDF Yazdır E-posta
Önceki mailimizde Kaya beyin Doktor Mehmet beye sorduğu şu soruyla yazımızı tamamlamıştık:
"Peki doktor bey, ben ne bilgisayarda yazı yazıyorum, ne de başka iş yapıyorum. Devamlı hastanedeyim, yataktayım. Bu hastalık bende niye ortaya çıktı ki?..." 
Acaba Doktor Mehmet bey bu soruya nasıl bircevap verecek dersiniz?
Sözü uzatıp damerakınızı daha da artırmayalım ve yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.

 

Mehmet bey, Kaya beyin böyle bir soru sormasını zaten bekliyordu. Beklediği soru gelince de hemen anlatmaya başladı:
-         Kaya bey, aslında cevabını soruyu sorarken kendiniz söylediniz.
-         Nasıl yani? Ne dedim ki?
-         Yatmak demediniz mi?
-         Evet, dedim de hastalığımın sebebi bu mu yani?
-         Evet, doğru bildiniz.
-         Kafam çok karıştı doktor bey. Şaka yapıyorsunuz herhalde. Problem yatmak ise niye hiç kimsede bu hastalık yok da bende var ki?

Mehmet bey tebessüm etti ve anlatmaya devam etti.

-         İlk önce sorunuzda küçük bir düzeltme yapalım, ondan sonra da cevabına geçeriz.
Karpal tünel sendromu diye bahsettiğimiz bu hastalık öyle dediğiniz gibi hiç kimsede olmayan bir hastalık değil. Nadiren karşılaştığımız bir durum da değil. Bu küçük düzeltmemizden sonra sorunuzun cevabına geçebiliriz artık.
Şimdi bileğime bakın. Şu an dümdüz yere paralel tutuyorum.
Peki şimdi ne yaptım?
-         Polisin dur işaretini

-         Doğru, yani tıpta ekstansiyon dediğimiz, bileğimi yukarı doğru bükme hareketini yaptım. İşte şu an bileğimde bulunan ve içinden sinirin geçtiği tünel etrafındaki basınç 3-4 kat artmış oldu. Bileğimi ters istikamette bükersem de tünel etrafındaki basıncı yine 3 kat kadar artırmış olurum.

      Bir de size tünel etrafındaki basıncın en düşük olduğu pozisyonu göstereyim. Elimi takip edin. Bakın, şu an bileğimi yukarı doğru çok hafif büktüm. İlk pozisyonuma yani yere paralel tuttuğum pozisyona göre 10-15 derece kadar hareket ettirdim diyebiliriz. İşte bu da bilekteki sinirin içinden geçtiği tünel etrafındaki basıncın en düşük olduğu pozisyon. Yani bileğimizden geçen sinirin en rahat olduğu pozisyon. Uyurken bileğiniz bu pozisyonda kalırsa oradan geçen sinir sağlıklı olarak vazifelerini yerine getirir. Fakat bileğiniz az önce bahsettiğim diğer pozisyonlarda kalırsa etrafındaki basınç artışı sebebiyle sinirlerimiz ne olur? Bunalır. Dile gelse belki şöyle diyecektir: "Bu Kaya bey de amma acayip adam. Ne diye beni sıkıştırıp duruyor. Dün de aynısını yaptı, evvelki günde aynısını yaptı, bugünde saatlerdir beni sıkıştırıp duruyor. Bıktım artık bundan" İş bu noktaya varınca sinirde hasarlanmalar meydana gelir. Hasarların neticesinde de elde ağrılar, kuvvetsizlikler, uyuşmalar başlar. Hatta durum daha da ilerlerse ameliyat gerektirecek noktalara kadar varılabilir.
-         İyi, hoş konuştunuz da ben sizin o bahsettiğiniz 10-15 derece çok hafifçe bükülü pozisyonda gece boyunca bileğimi nasıl tutabilirim ki?

-         Kolayı var. Bileğinizi dediğiniz pozisyona getirir, ondan sonra da karyolanın demirine öylece bağlayıverirsiniz, olur biter.

-         ?!!
-         Şaka yaptım, hemen öyle bakmayın. Bu işin de kolayı var elbette. Hem kolay hem de çok güzel bir yöntemi var. Merak ettiniz, değil mi? O zaman hemen kestirmeden anlatayım size bu yöntemi. [Devamı var]
 
 
< Önceki   Sonraki >
Anasayfa arrow Makaleler arrow İlim ve İman arrow Bileğinizi Karyolanın Demirine Öylece Bağlayıverirsiniz...