Bedeni ve Kalbi Rahatsızlıklar. PDF Yazdır E-posta
 
 

Geçenlerde bir yakınım mide rahatsızlığından dolayı doktora gitti. Kendisine endoskopi yapılacağı söylenmiş. Tıpta okuyan veya doktor olan arkadaşlarımız daha iyi bilecektir ama avam diliyle boğazdan yutturulan bir hortumun ucundaki kamera vasıtasıyla midede olan rahatsızlıklar görülebiliyormuş. Tahlil yapıldıktan sonra doktor bazı perhizler veriyor. Bunlardan birisi de “çiğ domates yemeyeceksin” oluyor. Evimizde misafir bulunan bu kişi ertesi sabah baktım kahvaltıda hemen “çiğ domates” yemeği terk etti. Hâlbuki çok da seviyormuş.

 
Bunlar olurken düşündüm. Acaba ruhumuzu veya kalbimizi gösteren bir cihaz olsa idi ne hastalıklar tespit ederdi. Hâlbuki İslam âlimleri bu hastalıkları tespit etmişler, bu hastalıkların belirtilerini, sebeplerini bildirmişler ve bizlere tedavisinin nasıl olması gerektiğini kitaplarına yazmışlar. Şunları şunları yaparsanız bu hastalıklardan kurtulursunuz, kendinizi tedavi edersiniz demişler. Bedenimize zarar verme ihtimali olan her şeyden uzak dururken, ruhumuza ve kalbimize zarar veren şeylerden aynı şiddetle kaçınabiliyor muyuz acaba?
 
Evlenecek kişiler evleneceği insanda bedeni rahatsızlıkların olmasını istemezler. Kör, topal, bir ayağı veya eli olmayan birisi ile kolay kolay evlenmeyi istemez insan. Şöyle düşünelim: Evleneceksiniz, size bir kız tavsiye ediyorlar. “Falanca kız çok iyi birisidir ama bir eli yok veya kanser imiş. Ama çok iyi birisi. Evlenince tedavi ettirirsiniz artık.” deseler yaklaşımınız nasıl olur?
 
İşte bunun gibi size “Tanıdığımız bir kız var. Çok çok iyi birisi. Ancak bu kız dinimizin şu şu emirlerini yapamıyor veya yapmıyor” demekle veremli veya kanser demek arasında bir fark var mı? “Neyse canım evlenince tedavi ettiririz.” diyebilir misiniz?
 

Etrafımızda görüyoruz evlenecek kızın veya erkeğin ufak bir rahatsızlığı varsa bile taraflar arasında ciddi olarak araştırılıyor, konu tahlil ediliyor, doğacak çocuklara bu hastalığın sirayet edip etmeyeceği bile konuşuluyor. Hâlbuki bazı bedeni rahatsızlıklar sadece kişiyi ilgilendirir. Evlense bile hiç kimseye bir zararı olmayabilir. Ancak kalbi rahatsızlıkların bulaşmaması mümkün değil.

 
İslam âlimleri “Veba bulaşıcı bir hastalıktır. Vebalı bir hasta ile sağlam bir kimse aynı evde kalsalar, aynı kaptan yemek yeseler, aynı eşyaları kullansalar birinin hastalığının diğerine geçmeme ihtimali vardır. Fakat biri iyi huylu diğeri kötü huylu iki kimse ayrı ayrı yerde yaşasalar, ayrı ayrı eşyaları kullansalar ancak haftada bir kere görüşseler birinin kötü huyunun diğerine geçmeme ihtimali yoktur.” buyurmaktadırlar. Yine “Ahlâk, huy bulaşıcıdır. İyi huyda bulaşıcıdır, kötü huyda bulaşıcıdır.” Onun için iyi huylularla beraber olursak, huylarımız iyi olur. Kötü huyluların arasında, biz de kötü huylu oluruz.” demektedirler.
 
Bulaşıcı bir hastalığın sirayet etmeme ihtimali var da kötü huyun geçmeme ihtimali yok. Kalp hastalığına sahip bir kimse ile aynı evde kalmağı, aynı eşyaları kullanmayı ve aynı yatağı paylaşmayı siz düşünün artık. Hastalığı geçer mi geçmez mi?
 
Bu nedenle; nasıl bedeni olarak sağlam ve sağlıklı bir insanla evlenmeyi düşünüyor ve istiyorsak, aynı hassasiyeti ve belki de daha fazlasını kalbi rahatsızlığının olup olmadığı konusunda da göstermeliyiz. Böylece kendimizin sağlıklı olması ve kalmasını, sağlıklı nesillerin yetişmesini sağlayabiliriz.   
 
 
< Önceki   Sonraki >

Üye Girişi

Muhabbet Köprüsü