|
Kaptan Kusto, Aden Körfezi ile Kızıldeniz’i birleştiren noktada (Mendep Boğazında) araştırmalar yapmaktadır. O gün dalgıçlar çok enteresan verilerle dönerler. İki deniz adeta iki ayrı havuz gibi davranmakta, yoğunluk, tuz oranı, sıcaklık ve barındırdıkları canlılarla “farklıyız” diye haykırmaktadırlar. Milyonlarca yıldır yan yana duran sular sanki bir perde tarafından ayrılmakta ve her derya kendi suyunu çalkamaktadırlar.
Kaptan Kusto şaşkındır. Bütün verileri toplayıp bilim dünyasını sarsacak bir sunum hazırlar. Konuyu büyük bir heyecanla meslektaşı Prof. Maurice Bucaille’ye anlattığında muhatabı sakin sakin gülümser ve ” bunda şaşacak ne var” der, “ senin bulduğunu iddia ettiğin şey Kur’an-ı Kerim’de apaçık yazılıdır ve bunu bütün Müslümanlar bilirler”.
Kusto nefes nefese kütüphaneye koşar, Kuran-ı Kerim’in Fransızca’sını açar ve arkadaşının bahsettiği ayetleri bulur. Şimdi birbirinden çok ayrı özellikler taşıyan iki komşu denizi Atlas Okyanusu ile Akdeniz’i merak etmektedir. Cebelitarık Boğazında yaptığı araştırmalarda da aynı netice çıkar hatta benzer hadiselere nehirlerde de şahit olurlar.
Kusto fazlasıyla tatmin olur ve dostlarına İslam’ı seçtiğini fısıldar. Ona göre Kuran-ı Kerim daha nice sırları taşımaktadır ve nice hadiselere ışık tutacaktır. Kusto altını çize çize “ şehadet ederim ki, modern ilmin 14 asır geriden takip ettiği Kur’an Allah kelamıdır” demekten çekinmez. Ancak Müslüman olup olmadığı çok tartışılır. Paris Arşovekliği “Kaptan Kusto Müslümandır ve ölen oğlunun acısını İslam’la dindirmeye çalışmaktadır” dese de cenazesi kiliseden kaldırılır.
Yeri gelmişken suyun çok önemli özelliklerinden birini daha söylemek isterim.
Su, dünyadaki bütün sıvılardan çok farklı bir özellik göstermektedir.
Dünyadaki bütün sıvılar soğuyunca yoğunlaşır. Yoğunlaştıkları zaman, mesela zeytinyağı, petrol en yoğun halleriyle dibe çökerler. Hâlbuki su böyle değildir. En yüksek yoğunluğuna +4 derecede ulaşır ve +4 dereceden itibaren sıcaklık azaldıkça suyun hacmi artar ve yoğunluğu azalır. Bu sebepten dolayı donmuş olan su; yani buz haline gelmiş olan su yüzer ve üst tabakada barınır. Bunun önemi şudur: Buzlanan bir göl farz edin. İçinde balıkları olan bir göl olsun bu. Eğer buz diğer maddelerin katı maddesi gibi dipte kalsaydı, o zaman donma dipten yukarıya doğru gidecekti. Dışarıdaki soğuk devamlı olarak bu suyu etkileyecekti ve bütün göl tamamen donacaktı ve içindeki balıklar ve canlılar yok olacaktı. Donmanın alttan itibaren değil de üst taraftan olmasının bir diğer faydası da şudur: Üst tarafı buz tabakası ile kaplanmış olan göl, buzun suya göre geçirgenliği az olduğu için, dışarıdaki soğuğu içeriye geçirmez. Yani gölün üstünü bir organ gibi örter. Böylece gölün tamamen donması engellenir ve böylelikle su içinde yaşayan canlılar hayatlarını devam ettirirler.
|