| O'na lâyık bir ibâdeti... |
|
|
|
|
O'na lâyık bir ibâdeti kim yapabilir?
Mevlânâ Celaleddin-i Rum-i hazretlerinin,mübârek hanımı anlatır: "Mevlânâ hazretleri, bir gün namaza durdu. Sükûnet ve tevâzu içinde tâzim ve hürmetle Kur'ân-ı kerîm okuyor, bir taraftan da gözlerinden yaşlar akıtıyordu. Evde bulunanlarla birlikte Mevlânâ hazretlerinin bu hâlini görüyor, hayretle ona bakıyorduk. Namazdan sonra her zamanki gibi tesbihini çekip cenâb-ı Hakk'a uzun uzun yalvarıp yakararak duâsını yaptı. Onun bu hâli bana çok tesir etti, ağlamaya başladım. Sonra; "Ey efendi! Dünyâda ve âhirette biz günahkârların ümîdi sensin. Bu kadar çok ibâdetinle, böyle korkar, ağlar, yalvarırsan, biz bu tenbel hâlimizle kıyâmet gününde ne yaparız?" diye sordum. Yemîn ederek; "Allahü teâlânın bana verdiği nîmetlerin, ihsânların yanında benim yaptığım ibâdet, yalvarışlar ve bütün hareketlerim, ziyâde kusûr ve nihâyetsiz eksiklikten başka bir şey değildir. Bütün bu korku ve yakarışlarımla; "Ey Kerîm olan Allah'ım! Benim gibi bir âcizin, bir çâresizin kuvveti ve tâkatı ancak bu kadardır, mâzur buyur yâ Rabbî!" demek istiyorum. Yoksa O'na lâyık bir ibâdeti kim yapabilir?" buyurdu. Evliyalar Ansiklopedisi Ehl-i sünnet yolunu tut, varsa aklı şu'ûrun! Dünyâ var imiş, yâ ki yok imiş ne umûrun!
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Makaleler
Leşker-i Dua
O'na lâyık bir ibâdeti... 



