Primary Color:
Primary Text:
Secondary Color:
Secondary Text:
Tertiary Color:
Tertiary Text:
Color Picker
Preview
FeaturesTypographyTutorials
Module Title
Home
Module Title

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit. Ut non turpis a nisi pretium rutrum. Nullam congue, lectus a aliquam pretium, sem urna tempus justo, malesuada consequat nunc diam vel justo. In faucibus elit at purus. Suspendisse dapibus lorem. Curabitur luctus mauris.

Module Title
Module Title
Instructions

Select a predefined style from via the drop-down or choose your own colors via the handy mooRainbow based color-chooser. When you are satisfied with your selection, click the "Apply Colors" button below to store your selection in a cookie.

Apply Colors
HAKSIZLIĞIN BU KADARI (!) PDF Yazdır E-posta

Adalet, insanlık tarihi boyunca üzerinde en fazla tartışılan ve gündemden hiç düşmemiş bir kavramlarda bir tanesi... Bir devletin hangi soydan gelirse gelsin, tebasına adaletle muamele etmesi, onun başarılı ve uzun ömürlü olmasının en önemli kıstaslarından biri olarak görülmüştür. Aynı şekilde kişilik özellikleri, yaptıkları icraatlar ve inançları ne olursa olsun, idaresi altında bulunanlara zulm etmeyen ve onlara adaletle muamele eden yöneticiler, tarihte hep saygı ile yâd edile gelmişlerdir. Sadece toplumsal hayatta değil, diğer insanlarla sıradan ilişkilerimizde dahi, adaletle muamele görmek ve haksızlığa uğramamak karşımızdakinden en önemli beklentilerimizden biri olmuştur.

 

İşte bu yüzden, insanları en çok kızdıran morali bozan strese sokan olaylardan biri de kendilerine adaletsiz davranılması, başka bir ifade ile başkaları tarafından haksızlığa uğramaktır. İnsan bazen kaybettiği milyarlarca liraya üzülmez de, kendisinden haksız yere alınan ufak bir meblağın, sıkıntısını günlerce üzerinden atamaz. Ve insan, çok basit de olsa haksız yere bir iftiraya uğrasa, bazen dayak yemişten daha beter olur.

 

Ne gariptir ki, hakka ve adalete bu kadar âşık olan insan, başkalarının kendisi yaptığı haksızlıklara bu kadar kızarken, kendi kendine göz göre yaptıklarını görmezlikten gelmeye çalışır. Bu sebeple, biraz objektif biçimde bakmayı becerebilirsek, günlük hayatta karşılaştığımız sıkıntıların çoğunun, doğrudan bizim kendi yanlış tercihlerimizden kaynaklandığını fark edebiliriz.

 

Peki insan kendine nasıl haksızlık yapar?

 

- Dünyada hedefsiz, gayesiz, amaçsız bir hayat sürerek;

 

- Çevresindekileri faydalı olma amacını taşımayarak ve su gibi ihtiyaç duyulan ve aranan insan olmaya çalışmayarak;

 

- Teknolojinin (tv. İnternet, cep tlfn.) kendi zamanını ve hayatını yiyip bitirmesini mani olmayarak;

 

- İbret nazarı ile bakılması ve ders çıkartılması gereken bir çok hadiseyi görmezden gelerek;     

 

- Bu dünyada niye bulunduğu üzerinde tefekkür yapmayarak;

 

- Ve dünyada ve ahrette nasıl mutlu ve huzurlu yaşanabileceğini açıklamış gerçek rehberlerin yolundan gitmeyip, kendi bozuk ve sığ düşüncesine göre hareket ederek…

 
İnsan sormadan edemiyor:
 

Kendi hayatını, geleceğini ve ahretini perişan edip, vaktini başkalarının yapmış ya da yapabileceği haksızlıkları anlamaya çalışarak tüketen "insan", kendini tüketmiş olmaz mı?

 

Ve haksızlığın bu kadarı da insana "pes doğrusu" dedirtmez mi?

 
< Önceki   Sonraki >
RocketTheme Joomla Templates