|
"Ahmet bey saatine baktı. Vakit ne kadar da hızlı geçmişti. Saat altıya yaklaşıyordu ve otobüsü de altı buçukta kalkıyordu. Hızlıca tekrar düşündü. Acaba unuttuğu bir şey var mıydı? Kıyafetleri, tıraş takımı, orada kullanacağı eşyaları, okuyacağı kitapları, misvakı… Evet, hepsini de almıştı. Ceplerini yokladı. Cüzdanı, tarağı, o günün takvim yaprağı… Unuttuğu bir şey yoktu. Tekrar saatine baktı. Hazır olduğuna göre çıkabilirdi artık.
Saat 18.20… Ahmet bey otobüsünün bulunduğu yere çoktan varmıştı. Elinde cep telefonu, otobüsün yanında bekliyordu. Bir türlü ulaşamamıştı Kaya beye. Nerede kalmıştı acaba?
Derken otobüsün hareketine birkaç dakika kala Kaya bey göründü. Nefes nefeseydi, belli ki koşmuştu.
Otobüsteki yerlerine oturdular. Ahmet bey koridor tarafındaki 23 numaralı koltuğu tercih etti. Molalarda inip binerken sıkıntı yaşamak istemiyordu. Kaya beyle daha önce de iş seyahatleri yapmıştı ve Kaya beyin adeta bir kaya gibi yolculuk boyunca hareketsiz kalacağını, yerinden kalkmayacağını biliyordu. Birbirlerinin hal hatırlarını sordular, biraz da şirket hakkında konuştular. Sonra Kaya bey otobüste gösterilen filmi seyretmeye başladı. Ahmet bey bir müddet sessiz kaldıktan sonra yanında getirdiği kitabını çıkardı ve okumaya başladı.
İki buçuk saat geçmişti ki otobüs ilk molasını Çorum'a yakın bir yerde verdi. Ahmet bey bir saatine bir de takvimine baktı. Yatsı vakti çoktan girmişti. Abdesti de vardı. Hemencecik bir mescit buldu ve namazını kıldı. Namazını tamamlayınca da biraz temiz hava aldıktan sonra otobüsüne döndü. Otobüse vardığında Kaya bey ise hala bıraktığı yerdeydi.
Birkaç dakika sonra otobüs harekete geçti. Ahmet bey kitabını çıkardı ve tekrar okumaya başladı. Bir saat geçmeden tatlı bir uyku bastırdı ve sevdiklerini düşünerek uykuya daldı.
Gecenin ilerleyen saatleriydi ki otobüs bir mola daha verdi. Ahmet bey dinç bir şekilde hemen kalktı ve saatine baktı. Koltukta yatmak pek de rahat değildi ama yorgunluktan olsa gerek epeyce uyumuştu. " Şöyle güzelce bir abdest alayım, sabah namazı için hazır olayım. Nasıl olsa şoförle de konuştum, imsaktan sonra kısa bir mola verecek inşallah" diye düşündü. Serin bir su ile abdestini aldıktan sonra biraz su içip elini yüzünü kuruladı ve tekrar otobüsüne döndü. Kaya beyi bu sefer koltukta acayip bir vaziyette yatar şekilde buldu.
Bir saat kadar sonra mola verildiğinde Ahmet bey sabah namazını kıldı. Sonra tekrar otobüsteki yerine döndü. Etraf aydınlanmıştı, manzara bir harikaydı. Bir tarafta masmavi deniz, öbür tarafta yemyeşil ağaçlar… Yolculuğunun kalan kısmını da manzaranın keyfini çıkararak geçirdi.
Saat 7 gibiydi ki Trabzon'a vardılar. Ahmet bey, hâlâ yatmakta olan Kaya beyi uyandırdı. Kaya bey enine boyuna epeyce bir gerildi. Sonra uyuşuk uyuşuk kalktığı yerden doğruldu ve Ahmet beye döndü:
"Ya" dedi, "yolculuk biraz daha uzun sürseydi kalktığımda koltuğun şeklini almış olacaktım."…
Hikâyemizi burada kestik. İsterseniz gerisini ben anlatayım. Ahmet bey ve Kaya bey birlikte şirketlerinin Trabzon'daki şubesine gittiler. Sonrasında ise Kaya beyin başına gelenler malum. Gözlerini açtığında kendisini hastanede bulmuştu. Acaba kendisini hastaneye kim getirmişti?
Ahmet beyin hikâyemiz boyunca yaptığı işlere dikkat ettiniz mi? Her bir hareketi, davranışı ile kim bilir maddi ve manevi ne faydalar elde etti? Hepsini incelemeye kalksak yazımız uzar da uzar. Biz en iyisi konumuzla alakalı olan kısmını kısaca anlatalım.
Bu noktada bir doktorun yazısına yer vermek istiyorum. Bakalım ne demiş:
"Uzun yolculuklarda bacakların saatlerce belirli pozisyonda kasılı ve hareketsiz kalması, kan dolaşımını yavaşlatır; özellikle diz altı (popliteal) toplardamarının koltuğun oturma parçasının kenarı tarafından sıkıştırılması, kanın damar içindeki akışını engeller. Burada oluşan kan göllenmesi, damar içi basıncının artmasına ve damar iç duvarında minimal zedelenmelere yol açar. Ayrıca kan sıvısının bir kısmının damar dışına sızması, damar içindeki kanı yoğunlaştırır. Sonuçta kanın akışının durması, kanın yoğunlaşması ve damar iç duvarındaki zedelenmeler pıhtı oluşumunu kolaylaştırır. Pıhtının damarı tıkayarak dolaşım bozukluğu yapmasından daha tehlikeli olan, buradan kopan pıhtı parçalarının hayatî organlarda damar tıkanmalarına yol açmasıdır."
Allahü tealanın emirleri ne kadar güzel, değil mi? Bu emirlere riayet eden hem bu dünyada rahat ediyor, hem de ahirette. Bu emirlere uymayanların ise ahiretleri perişan olduğu gibi dünyaları da berbat oluyor. Tıpkı Kaya beyde olduğu gibi…
|