|
İyi geceler, ben Doktor Mehmet Aslan. İsminizi öğrenebilir miyim?
- Kaya.
- Kaya bey, bu gece nöbetçi doktor benim. şimdi rica etsem elbisenizi dirseğinizin biraz üstüne kadar sıvayabilir misiniz?
- Kaç çıktı doktor bey?
- Ohooo! On bire yedi. Gayet iyi.
Doktor Mehmet bey saatine baktı ve sonra Kaya beye döndü:
“Ben şimdi diğer hastalara bakacağım. Saat üç gibi tekrar size uğrarım. O zamana kadar bir isteğiniz olursa hemşire hanımlara söylersiniz.” dedi ve gitti.
Doktor Mehmet beyin gitmesiyle Kaya bey hastanedeki odasında yine yalnız kalmıştı. Uyumaya çalıştı ama bir türlü uykuya dalamadı. Düşüncelere daldı.”Bunlar niye başıma geldi?” diye düşünürken aklına gençlik günleri geldi, derken çocukluğu…
Açılan kapının sesiyle birden irkildi. Gözlerini o tarafa dikti. Şaşırmıştı. Gelen Doktor Mehmet beydi. Saat ne çabuk da üç olmuştu.
Doktor Mehmet bey Kaya beye baktı. Sıkıntısı yüzünden okunuyordu. “Belki biraz konuşsak rahatlar ve böylelikle hastalığının geçmişine yönelik de bilgi edinmiş olurum.” diye düşündü ve yatağın yanındaki sandalyeye oturdu. Çok geçmeden tahmininde yanılmadığını anladı. Kaya bey de konuşacağı, dertlerini anlatacağı birini arıyordu.
Kaya bey anlattıkça anlatıyor, yüzündeki gergin ifade de gittikçe kayboluyordu. Başlangıçta hastalıkla alakalı başlayan konuşmalar çok geçmeden yerini Kaya beyin gençlik hatıralarına, derken çocukluğuna bırakmıştı.
- 55 senesinde Ankara’nın Gaziosmanpaşa ilçesinde doğmuşum. Bebekliğim de çocukluğum da hep oralarda geçmiş. Ey gidi eski günler. Tam 53 sene olmuş.
- Eee, anlatın bakalım. Nasıl bir bebekmişsiniz; afacan mı, uslu mu?
- Kendi halinde bir bebekmişim. Pek oynamaz, konuşmazmışım. Bir de çok ağlarmışım. Daha çok babaannem bakarmış bana. Kadıncağıza hiç rahat verdirmezmişim. Bir ağlamaya başladım mı bir daha susturamazmış beni.
- Yaa, demek biraz duygusal bir bebekmişsiniz.
- Öyleymiş. Bir de çok narinmişim. İkide bir hasta olurmuşum.
- Ciddi hastalıklar mı, yoksa ufak tefek şeyler mi?
- Bazıları ciddi imiş. Birkaç kere hastanede yatmışım. Orta kulak iltihabı filan olmuşum. Sık sık boğazlarım iltihaplanırmış, bir de ishal olurmuşum ikide bir.
- Yoksa erken doğum mu söz konusu oldu?
- Yok, değilmiş. Niçin sordunuz ki?
- Prematüre olan yani erken doğan bebeklerde bağışıklık sistemi zayıf olduğu için bunlar hastalıklara daha yatkın olurlar. Peki ne kadar süre anne sütü almışsınız?
- Hiç almamışım. Doğumdan hemen sonra annem rahatsızlanmış. Bundan dolayı bir süre beni emzirememiş.
- Peki ya düzelince?
- Düzelince de ben pek emmemişim. Annem doktorlara sormuş. Onlar da artık anne sütünden daha besleyici formüllerin, mamaların üretildiğini filan söylemişler.
- Hiiiiiii. Yaa kardeşim hiç anne sütü olmadan olur mu?
- Olmaz mı?
- Olmaz tabi! Bebeklik çağında ön önemli besin anne sütüdür. Tıp ilerledikçe anne sütü ile ilgili o kadar çok şey tespit edildi ki… Ne kadar müthiş bir şey olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Yapılan her araştırma yeni bir özelliğini ortaya çıkarıyor. Bu tip konulara eğer meraklı iseniz biraz bilgi verebilirim.
- İyi olur doktor bey. Az önce dediklerinizden sonra çok merak ettim anlatacaklarınızı.
|