|
Geçen haftaki yazımızda evlenecek olanlara ideal birliğinden bahis etmiş ve bu konunun evliliğin temelindeki önemini anlatmaya çalışmış idik. Bu hafta ise evli olanları ilgilendiren eşler arası iletişim konusunda bilgi vermeye çalışacağız.
Evlilik anlaşmaktır. Anlaşabilmek içinde konuşmak gerekir. Konuşmak, hangi konuda olursa olsun mutlaka evde hanımla iletişim halinde olmak gerekir.
Merhum Nasreddin Hoca bir gün eve gelir.
- Ya hanım şu bizim aşağı mahallede oturan bakırcı İbrahim efendi. Hangi mahallede oturuyordu.
- Aşağı mahallede diyorsun ya bey der hanımı.
- Onu demiyorum hanım , ne iş yapıyordu?
- Bakırcı diyorsun ya bey.
- Offf aman hanım ya onu sormayacaktım. Adı neydi.
Hanımı iyice sinirlenir.
-İbrahim efendi diyorsun ya?
Hoca cevabı yapıştırır. Yaa hanım seninle de hiçbir şey konuşulmuyor ki.
Boşa anlatılmış bir fıkra deyip geçiştirmeyin. Nasreddin Hoca bize hanımla her halükarda bir iletişim halinde olmak gerektiğini velev ki bunlar boş şeyler bile olsa konuşmaya imkân sağlayabilecek her yolu denemeyi öğütlüyor.
Sağlıklı bir iletişimin kurulabilmesi için, iletişim ortamının sağlıklı olması gerekir. Ne söyleyeceğimizi, nasıl söyleyeceğimizi, nerede söyleyeceğimizi ve neden söyleyeceğimizi iyi tespit etmemiz gerekir. İletişim için taraflardan birisi hazır değilse, sağlıklı bir iletişim kurmak imkânı yoktur.
Akşam eve zaten yorgun gelmiş, iş yerinde geçirdiği yoğunluğu dikkate almasak bile trafikteki sinir harbinden sonra eve gelmiş bir kişiye kapı önünde problemleri sıralamak sağlıksız bir iletişim için hemen herkesin yaşayabileceği bir örnektir. Hâlbuki karşımızdaki kişinin üzerini değiştirip rahat bir elbise giymesi, elini yüzünü yıkaması, yemeğini yemesi, üzerindeki stresi atıp rahatlamasının ardından söylenecekler daha dikkatli bir şekilde dinlenecektir.
Dinleyen kişinin de karşısındaki kişiyi empati yaparak ve aktif bir şekilde dinlemesi gerekir. Empati “Kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyarak onun bakış açısıyla bakması, duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumun ona iletilmesi sürecidir.” Diye tarif edilmektedir. Hanımın anlattığı bir şey veya bir problem sizin için önemsiz olabilir. Ama onun için önemlidir ki size söylemektedir. (Bu da problem mi şimdi?) dediğinizde o anlatılan karşınızdaki kişi için problem olmaktan çıkmayacak hatta daha ağır bir problem olarak başka bir zaman karşınıza çıkacaktır. Nasıl ki ülkelerin problem öncelikleri farklı ise kişilerinde problem öncelikleri çok farklıdır. Aktif dinleme ise:
n Dinleyen kişi konuşanın ne anlatmaya çalıştığını daha iyi anlar anlattıklarını tekrar eder. Konuşan kişi söylediklerini dinleyenin ağzından duyduğunda
“anlaşıldım” duygusunu yaşar konuşmaya devam eder.
Bazen konuşurken karşınızdaki (Ne anlatıyordum?) diye size sorar. Eğer onun anlattığını ona hatırlatmaz iseniz iletişim orada sona erer. (Madem dinlemiyorsun niye anlatayım) der ve o gece iletişim sıfırın altına iner.
n Dinleyenin bedeninin; konuşan kişiye dönük olması ve dinleyenin konuşan kişiyle göz teması kurması.
Elinize gazete almışsınız, bir taraftan hanımı dinliyor bir taraftan da gazete okuyorsunuz. Hatta o size bir şeyler anlatırken siz gazete de okuduğunuz bir habere çok şaşırıyor ve onunla ilgili bir şeyler söylüyorsunuz. Böyle bir durumda hanımınız kendisinin dinlendiği kanaatine varabilir mi? Bu konuda ona söyleyeceğiniz şeylerin bir tesiri olabilir mi? Zaten sen beni dinlemiyordun ki! Sözüne muhatap olmayacak mısınız?
Bir önceki yazımızda belirtilen aynı ideale sahip olmak hanımınızla konuşacağınız konuların çok daha fazla olmasını sağlayacaktır. Hadiselere aynı gözlükle bakmak, aynı büyükleri sevmek, hedeflerin aynı olması hem sağlıklı iletişimin en üst seviyede olmasını sağlayacak hem de karşılıklı muhabbetin artmasına vesile olacaktır.
|