|
Bir zâtdan, (Efendim, son nefesde îmânla ölmek için, neyapmalı?) diye nasihât istemişler. O mubârek zât da (Îmânla ölmek için, Allah demek, Lâ ilâhe illallah Muhammedür rasûlullah demek lâzım) buyurmuş. (Peki efendim, ölürken, Allah diyebilmek için ne yapmak lâzım?) diye sormuşlar. O mubârek zât da (Şimdiden söylemeye başla, ya’nî devamlı hep söyle. Bunu hücrelerinize kadar işleyin, ölürken söylemeniz kolay olur) buyurmuş. Çünki, hadîs-i şerîfde, (Nasıl yaşarsan, öyle ölürsün, nasıl ölürsen öyle dirilirsin) buyuruluyor.
Îmân, çok önemlidir. Eskiden günâhlar konuşulurdu. Şimdi îmân konuşuluyor. Ya’nî insanlar îmânla küfr arasında. Îmânı gaybetmek çok kolay. Allah affetsin, günâh ne kadar çok olursa olsun, îmânla ayrılınca sonunda Cennete girecek. Allah korusun, Îmânsız ayrılınca ebedî Cehennem. Onun için îmânı muhafazaya çalışmalı. îmânı muhafaza etmek için dînimizi bilmek lâzım. Ne haramdır, ne yaparsak veyâ ne söylersek küfre düşeriz bunları bilmek lâzım. İlmsiz din olmaz; ya’nî dînimizi bilmeden îmân muhafaza edilemez. Onun için kitablarımızı okuyup, dînimizi iyi öğrenmemiz lâzım.
En büyük ni’met îmândır. Peki, îmânlı olmanın şükrü nasıl olur? Bu, Kur’ân-ı kerîmde bildiriliyor: (Birbirinizi sevmekdir.) Bu çok önemlidir.
Bir müslimâna çatık kaşla bakan müslimânın son nefesde îmânsız ölmesinden korkulur. Bakın kötülük falan yapmıyor, sadece çatık kaşla bakıyor. Çatık kaşla bile bakmak yasak; çünki, îmânsız gitme tehlükesi var. Hep güler yüzlü olmak lâzım.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor: (Allahü teâlâ dünyada insanları karışık yaratdı, ya’nî müslimâna has bir özellik vermedi. Böyle olsaydı, diğerleri bakacakdı, bu farklı diyeceklerdi. Müslimâna has özelliği görüp îmân edeceklerdi. O zemân gayba değil, gördüğüne îmân etmiş olacaklardı)
Ama âhıretde böyle olmayacak, dost düşmân, müslimân kâfir ayrılacakdır. Müslimânlar ni’metlere kavuşacak, kâfirler de azâba…
|