|
Allahü teâlâ bir kulunu severse ona iki şey verir.Bir tanesi ona sevdiği bir kulunu tanıtır, nasıl Eshâb-ı kirâm, Peygamberimizi tanıdı ise ve Eshâb-ı kirâm olduysa, bu fitne zemânında ahir zemânda da, Allahü teâlânın sevdiği bir kulunu tanımak veyâ kullarını tanımak se’âdet alâmetidir , bu bir. Tanımak diyoruz görmek değil, görmek eğer kâfî gelseydi, Peygamber efendimizi görenlerin hepsi mubârek olurdu. Hepsi de Eshâb-ı kirâm olurdu.Bilakis müşrik olanlar da oldu.Allahü teâlâ bir kulunu severse, ikinci olarak, hayırlı iş nasib eder.Bugün dünyâda en hayırlı iş ihlâslı olmakdır.Az veyâ çok.Çünkü ihlâs Allah için olur. Medine-i münevverede Peygamberimize îmân etdiğini söyliyen yetmişden fazla münâfık vardı.Câmide nemâz kılardı, harbe giderdi, cihâda giderdi ama kâfi değil.Onları Peygamber efendimiz Eshâb-ı kirâmdan birine haber verdi.Bunlar, bunlar, bunlar münâfıkdır.Bunu, dedi, kimseye söyleme, Şimdi Huızeyfe bin Yemânî hangi cenâzeye gitmezse, kimse cenâzeye gitmezdi.O biliyordu çünkü.Hatta Hazreti Ömer koşa koşa geldi.Kardeşim, ben de dahil miyim bu işe? Yok yok dedi, sen değilsin. Olacak tabii, müşrikler her yerde olur, ama iş çoğunluğa bağlı. Hükm çoğunluk üzeredir.
Hadîs-i şerîfde Peygamberimiz buyuruyorlar ki, ‘‘aleyhisselâtü vesselâm’’, ‘‘Niyetül mü’min, hayrini ameli’’ mü’minin niyeti, amelinden daha hayırlıdır.Onun için bir hadîs-i şerîfde Peygamber efendimiz, ‘‘Allahü teâlâ sizin işlerinize ve sözlerinize değil kalbinize ve niyetinize bakar’’ ve bazen yalnız kalbden geçen bir niyet icra edilemez. O niyetin sevabı icra edilseydi daha az olmazdı ya’nî icra edilmeden o iş yapılmadan yalnız kalbden geçen niyet ile Allahü teâlâ çok sevab veriyor.Daha çok sevab veriyor.Neden? Çünkü bu işi yaparken gurur olabilir, kibr olabilir ama niyet saf.Çünkü onu Allahdan başka kimse bilmez.Bütün büyüklerimiz, bütün evliyâlar âlimler, her nemâzdan sonra, Yâ Rabbî niyetlerimizi islah eyle, ya’nî halis niyet etmemizi nasîb eyle, diye düâ etmişlerdir. Peygamberimiz vefatlarına yakın Bilâl-i Habeşîye buyurmuş ki, Yâ Bilâl git ümmetime haber ver muvaffak olmak istiyorlarsa 3 şart var.Kim bu üç şartı yerine getirirse hiç şübhen olmasın ki muvaffak olur:
1- Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki, birlik ve berâberlik içinde olun, ne kadar mühim.
2- Doğru olun, dalgalı adam, münâfık adam, bugün peki diyen yarın hayır diyen adam, bundan hayr gelmez. Çünki, Peygamberimiz, müslimânı ‘‘Elinden ve dilinden emin olan insan, kişi olarak ta’rîf etmişdir.
3- Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki, hedef, maksat gaye bu mühim.İki türlü hedef olur, iki türlü maksat maksat olur. Ya Allah rızası için olur ya insanların rızası için arzusu için olur.Eğer Allah rızası için olursa onun yardımcısı Cenâb-ı Hakk. S.Abdülkâdir Geylânî hazretleri, Allah şefâatlerine nâil eylesin, buyurmuş ki, biz insanlar sevsin diye müslimân olmadık, demişler ki, efendim, sizi çok seviyor millet siz çok mubâreksiniz.Mubâreğin verdiği cevap, biz insanlar sevsin diye müslimân değiliz.Biz Allah sevsin diye müslimânız.İnsanlar bugün sever yarın söver.İşte insan bu.Onun için dön Allaha.
Böyle Cenâb-ı Hakkın emr ve yasaklarına uygun olarak yaşamak onun rızası için çalışmak Allah için sevmek ve Allah için sevmemek eğer bir kulunda varsa, yukarıdaki şartlar varsa müjdeler olsun.Hatta bir tane daha var onu da söyliyelim çünkü o da çok güzel, hepsi birbirinden güzel, birgün Eshab-ı kirâmdan birisi ağlıyormuş Resûlullah efendimiz sormuşlar, Niye ağlıyorsun? Demiş ki, Yâ Resûlullah sizi o kadar çok seviyorum ki, siz bir Peygambersiniz âhıretde makâmınız, dereceniz, sevenleriniz o kadar çok olacak ki, ben demiş âhıretde sizi bulamam, ben şimdi dünyada hadi yüzümün karasına bakmadan sohbetinize geliyorum, yanınıza geliyorum, sizi dinliyorum, ama âhıretde bana sıra gelmez, ben şimdiden o acıyı orada ayrılık acısını şimdiden hissediyorum.O kimseye ‘‘El meru mea men ehabbe’’ buyuruyorlar. Kişi Cennetde sevdiğiyle berâberdir sen Cennetde yanımda olacaksın.İşte o kadar ve Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyorlar ki eğer bir cemâatin içinde Cenâb-ı Hakkın bir tane sevdiği kul varsa cemâ’atdekilerin hepsi içeri girer.Allah sevdiği bir kulunu cemâatin içinden alırken sen içeri diğerleri dışarı demez.Bunun en güzel vesikası Mevlânâ Hâlidî Bağdâdî hazretleri bir beytinde öyle buyuruyor, ‘‘Allahın dergâhında ehil nâehil berâberest’’ o kadar.Siz diyor cemâ’ate bakın iyi insanların bulunduğu yerde bulunun Allahü teâlânın diyor dergâhında o Cennetin kapısında ehiller içeri naehiller dışarı olmaz.Hatta dünyada bile olmaz. Şimdi 3-5 tane ahbabın arasına birkaç kişi yabancı gelse kardeşim kusura bakmayın siz içeri demez ya. Demez. İnsanoğlu bunu demezse inşâallah Cenâb-ı Hakk hiç demez.Demiyecekdir de…
|